Çeribaşı Ali Bey’in torunu,
Miralay Mehmet Bey’in oğlu olan Ali Bey, şiirlerinde Serserî ve Serser
mahlaslarını kullanmıştır. Şiirin yanında musiki ile de ilgilenmiş, hem bilgi
ve hem de icra itibarıyla kendisini yetiştirmiştir. İstanbul’a giderek bir süre
burada kalmış, daha sonra Harput özlemi ile tekrar bu şehre dönmüş ve burada
vefat etmiştir.
1
Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Yine bir şûh u şirîn yazmayı
nev-restelemiş
Aldı aklım hele bilmem ne
güzel bestelemiş
Fino-fes bir yana püskül
karışıp kâkülüne
Kara gözler ne yaman dosta
bakıp mestelemiş
Tîr-i müjgânını şol kaşı
yayından vâh kim
Sîneme doğru tutup atmağa
şâyestelemiş
Göreli gün yüzünü aşkına
yandım yanarım
Tütünüm baştan aşıp göklere
peyvestelemiş
Serserîyim gideli gurbete
Harput güzeli
Şîve-i nâz u edâlar ne yaman
üstelemiş
2
Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Ey sabâ gör benim ahvâlimi git yâre
de de
Hançer-i hicr ile sînem nice bin
pâre de de
Rahm edip belki de der yârelerim
yâre benim
Ser-i kûyunda anın dostudur ağyâra
da de
Hîç su’âl eylemez üftâde-i
dîvânesini
Âh kim n’eylemişim n’oldu ne var
arada de
Aklımız Serserî’dir yâr değil
kendimize
Varsa taksîrim eğer afvına bir çâre
de de