diye şiirler yazan insanlar onu hiç unutmadılar.
1968’de İzmir Erkek Sanat Öğretmen Okulu imti¬hanlarını kazanmış. Orada iki yıl boyunca üstün başarılar göstererek okulu birincilikle bitirmiş. 1970’de Zonguldak’ın Ulus ilçesi Endüstri Pratik Sanat Okulunda kurucu öğretmen ve müdür olarak uzun yıllar çalıştı. 1978’de Denizli Çal Endüstri Pratik Sanat Okulu’nu öğretime açtı. Üç yıl burada müdür olarak çalıştı. 1979 yılında Ankara Erkek Sanat Yüksek Öğretmen Okulunu dışarıdan bitirdi. 1982 yılında emekli olduktan
sonra da Elazığ’a yerleşti.
O, hep yapıcı, birleştiriciydi. Fikri ne olursa olsun tüm İnsanlara değer verir, saygı gösterir, büyük bir dikkatle dinler dertlerine ortak olurdu.
Yaratandan ötürü” ifadesini onun için kullanmış sanırsınız. Öylesine sevgi dolu, Öylesine mütevazı, kibirden uzak bir insandır ki; Şiir kitabının önsözünde:
diye kendisine seslenir.
Gurbet dolu bir hayat, özlemini çektiği Elazığ ve Harput onun şiirlerinin ana kaynağı olmuştur.
Rahmetli; kendisine de akraba olan Hacı Hayri Paşa’ların, Harputlu Rahmi’lerin, Hafızların, Niyazı Yıldırım’ların, gönül derinliklerine hayrandı.Nüktedandı; hicivlerini incitmeden, kırmadan yapardı, Harput ağzını çok iyi kullanırdı.Mahallî deyimleri, atasözlerini çok güzel yerleştirirdi mısralarına.
Vatanını, milletini, bayrağını çok sever; bunu şiirlerine de aksettirirdi. Vatanına maddî ve manevî hiç bir menfaat gözetmeden yaptığı her hizmetten gurur duyardı.
Dış Türkler konusunda çok hassastı. Kıbrıs’ta, Bosna’da, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da yapılan insanlık dışı zulümlere çok üzülür, çeşitli seminer ve panellerde bu konunun içinde kanayan bir yara olduğunu söylerdi. 22–24 Eylül 1995 tarihlerinde yapılan Hazar Şiir Akşamları’na onur konuğu olarak katılan İsa Yusuf Alptekin ile görüştüğü ¬ program sonrası Doğu Türkistan’da Türklere yapılan zulümleri sabaha kadar dinleyip, nasıl birlik¬te ağladıklarını anlatmıştı.
“... İçip Altay’ların ak havasınıHîmalaya’ların görüp Is’ınıDoğu Türkistan’ın hak davasınıİsa Yusuf Alptekin’ce süren var.” Gösterişi, desinleri katiyen sevmezdi. Hali tavrı ile tam yaşıyordu da diyebiliriz.İnancı çok kuvvetli, imanı kavi idi.
”Göz, maddede gizlenen manayı görmelidirSöz, gönüller yaparak sevgiyi örmelidirÖz, ilahi ateşle dönmeli safi közeKöz, kalb derinliğinde haşr’e dek sürmelidir.”“Görünen o ki, İslam gün be gün canlanacakBu ilahi meşale ilelebet yanacak“Hay” sırrına bürünmüş yüce “kelimetullah”Hikmetiyle, insanlık yeniden uyanacak”diyerek maneviyatının ne kadar derin olduğunu hissettirirdi bizlere.İslamiyet’ten, Türklükten aldığı özü en güzel biçimde şekillendirir, şiir haline getirirdi.
“Kim bestelemiş kim, kim ötüşünü bülbülün?Kim kondurmuş üstüne hicap rengini gülün?Kim nektar, polen kimyasını okutmuş arıya?Kim ne için ağla demiş, yeni doğan yavruya?diyerek yaratıcıya olan hayranlığını dile getirmiştir. Onun merhameti sadece insanlara karşı değildi. Hayvanlar, bitkiler de nasibini alırdı bu sevgiden. Çocukluğundan beri hayvanlara olan tutkusu ile bilinirdi. En son kedisi “Arsız” öldüğünde çok üzülmüş,onu Gülmez Tepesi’nde taksi şoförünün şaşkın ve hayran bakışları altında törenle, vermişti toprağa.
Elazığ’da emeklilik sonrası kültür faaliyetlerinin öncüsü oldu. 11 Ağustos 1982’de Turan gazetesinde ilk şiiri yayınlandı.Uzun yıllar bu gazetede başyazarlık yaptı. Daha çok mahallî ağızla yazdığı yazılarda yerel meselelere parmak basmaya çalıştı. 1990 da Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığına seçildi.
12 Nisan 1995’de, o ve arkadaşları Yeni Çağ gazetesini çıkarmaya başladılar. bu gazetede, Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. 1992 ve 1993 yıllarında o ve bu işe gönül veren arkadaşları Hazar Şiir Akşamları’nın temellerini attılar.
Rahmetli babam, sanatın her türüne hayrandı. O, aynı zamanda bir karikatür ustası idi. Boş zamanlarında hat ve tezhip çalışmaları yapardı
Elazığ’ın Şair evladı Şeref Tan ile ilgili sizlere hayatı ile ilgili bazı bilgiler aktarmaya çalıştım, beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
ÇAYDA ÇIRAAsırların feryadı döküldü gırnatadan,Kalbimizin vuruşu duyuldu darbukadan.Süzülürken civanlar meydana teker teker,Şavkıyan Elazığ’ dır, şimdi “çaydaçıra” dan.Eriyen damla damla, mum değil gözyaşıdır,Harput akşamlarından kalan son hatıradan.İbretle seyredin ki, nişandır bu şehrayin,Fatih’ in gemileri yüzüp geçer karadan.Yahut da inanç yüklü kervanın geçişidirSamsun’dan, Erzurum’dan, Sivas’tan, Ankara’dan.Bu yay gerilişinin destanî izi vardır.Seul’de, Kanuri’de Albay Celal Dora’dan.Dinleyin; Şehit GÜÇLÜ ve Şehit İlhan’larınSesini duyarsınız o efsunkâr adadan.Kanımız Hakk yolunda “Vallah” sebildir bizimBöyle halkeylemiştir Türk’ ü, Yüce Yaradan.Eller Gök’e yönelmiş sırra çanak tutmaktaBu duruş yadigârdır semadan, Mevlana’dan.Ayak atışlarında kuş tüyü hafifliğiYere inmiş ahular bir doyumsuz rüyadan.Çinler iç geçirmenin ürperişi içindeDalgaların kıyıya vuruşudur deryadan.Kenküller savrulmakta bir gençlik rüzgârındaHeyhat ki, zaman akıp devran döner durmadan...Biz de delikanlıyken yakardık adak mumu,Elimizden aldılar tabakları sormadanBu oyun hiç bitmesin, bu ateş hiç sönmesin,Birlik ruhu tutuşsun bizim “ÇAYDAÇIRA”DAN. Şeref TAN
Kaynak:Zekeriya BİCAN - SEKİZİNCİ ŞEHİR İZ BIRAKANLAR********************************************************
Doç. Dr. Tarık
ÖZCAN
1
Şeref Tan, 1937 yılında Elazığ’ın şimdiki adı Yurtbaşı olan Hoğu
köyünde dünyaya gelmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra Erzurum Yapı
Enstitüsü imtihanlarını kazanır. Böylece gurbet acısıyla ilk kez
Erzurum’da tanışır. Daha sonra İzmir, Diyarbakır, Zonguldak, Denizli illerinde pratik
sanat okulu öğretmenliği ve idareciliği yaparak 1982 yılında emekli olup
memleketi Elazığ’a yerleşmiştir.
Emeklilik sonrası Elazığ’daki kültürel faaliyetlerin öncülüğünü
yaparak
arkadaşlarıyla birlikte Yeni Çağ gazetesini çıkarmaya başlar. 1992
-
1993
yıllarında birkaç arkadaşıyla birlikte Fırat Şiir Akşamlarını organize eder.
Fırat şiir Akşamları 1995 yılından itibaren Hazar Şiir Akşamları adıyla
günümüze kadar her yıl düz
enlenmektedir. Şeref Tan, şiirlerini Elazığ’ın
kültür tarihi bakımından önemli olan Turan, Yeni Çağ, Uluova, Nurhak ve
Fırat gazetelerinde yayımlamakla kalmaz; aynı zamanda, Fırat Havzası
Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığını da yürüterek Elazığ’ın basın haya
tına
önemli katkılarda bulunur. Bu güçlü şair, 28 Kasım 1995 tarihinde ani bir
rahatsızlık sonucu vefat etmiştir.
Şeref Tan, Harput şairleri içerisinde yetiştiği coğrafyayla sıkı bağları
olan ender şairlerden birisidir. Uzun yıllar gurbette kalması bu güçl
ü şairin
yaşadığı coğrafyaya çok güçlü bağlarla bağlanmasına yol açmıştır. Bunu
kendisi de bir konuşmasında ifade etmektedir: “Harput şivesini ve yöresel
deyişleri şiirde benden daha iyi kullanan yoktur. Ama ne gariptir ki bu tür
şiirlerimin hepsi de Elazı
ğ’dan uzakta olduğum dönemlerde yazılmıştır.
Elazığ’da olduğum zaman ne hikmetse bu tür şiirleri yazamıyorum”
(Soğukpınar 1996: 3). Kendisi, sanatkârların çoğunlukta olduğu bir aileden
gelmektedir. “Harputlu Rahmi ile akrabalık bağlarının oluşu yönünden ı
rsî
his ve duygu bağlarının, dolayısıyla şairlik vasfının bulunması tabiîdir.”
(Onur, 1997: II). Yine Elazığ yöresi folklorunda meşhur olan Hadi Harput’a
Gidek şiirinin şairi İshak Refet Acaralp’la aynı soydan gelişi şairliğin onda
ırsi olduğunu göstermekt
edir. Bunun dışında Hacı Hayri Bey, Şirinzade
Muallim Sadi, Sefer
-
zade Hacı Raşit Efendi ve Kanbalak
-
zade Hazmi Efendi
gibi yörenin maruf şairlerine nazireler yazması, onun Harput yöresi şiirini
yakından takip ettiğini göstermektedir.