SAKO MAHALLESİNİN TARİHÇESİ
4000 yıllık tarihi geçmişi olan başlangıcı Urartulara kadar uzanan Harput kenti 1500 rakımlı tepede çevresine hakim konumda, savunma amaçlı bir kent hüviyetinde oluşu nedeniyle çeşitli medeniyetler tarafından yurt olarak tercih edilmiş kale kent olarak öne çıkmıştır. Halk arasında buraya ''Yukarı Şehir'' denilmiştir, Harput yüksek bir tepenin üzerinde olduğu için yukarı şehir denmiş ama gerçekte çok yüksek medeniyetlerin yaşamış olması nedeniyle de Yukarı Şehir olmayı hak etmiştir. Urartular, Hititler,Huriler,Romalılar,Bizanslılar,Akkoyunlular,Artukoğulları,Selçuklu ve Osmanlılar dönemlerini yaşamıştır, Bu medeniyetlerden kalan bir çok tarihi eser zamana kafa tutarcasına halen ayaktadır, bu eserler onların devlet, sosyal ve kültürel yapısı hakkında bizi bilgilendirmektedir, örneğin, Urartulardan kalan kalesi, Selçuklu döneminden kalan Ulu camisi, Akkoyunlular'dan kalan Saray(Sara) Hatun Camisi, Osmanlı döneminden kalan Kurşunlu Camisi, Artukoğullarından kalan Alacalı mescit gibi.
Tarihi kaynaklara göre yetmiş bin nüfusa ulaşan Harput Anadolu'da önemli bir kent konumuna gelmiş özellikle 18. yüzyılda Amerikan,Fransız,Alman,İngiliz kolejleri Askeri idadisi ve mektepleriyle bir eğitim kenti olurken, bu ülkelerin misyoner çalışmalarına da sahne olmuştur.
Romalıların Bayındırlığı,Selçukluların hümanistliği,Osmanlıların devletçiliğini Harput'un tarihinde açıkça görmek mümkündür, 1071 yılındaki Malazgirt savaşından iki yıl sonra Alpaslan'ın beylerinden Çubuk Bey tarafından alınan Harput Türk topraklarına katılmıştır.
yerleşik düzene geçilmesi, halkın bağcılık ve bahçecilikten tarıma yönelmesi yeni yerleşim yeri arama zorunluluğu getirmiştir, aynı dönemlerde Harput'un mezrası durumunda olan ve'' Mezre''olarak bilinen yerde bu günkü Elazığ kenti kurulmaya başlamıştır. Tarıma elverişli olan bu alan önceleri sadece askeri alan olarak kullanılmış ve bazı beylerin konaklarından oluşurmuş.
1800 lü yılların başından itibaren ovaya inmeye başlayarak Elazığ kentinin oluşumunu sağlamışlardır,sonuçta 1834 yılında o dönemin Harput Valisi Mehmet Reşit Paşa şehri kurdurmuştur,1866 tarihinde İsmi Mamurat'ül Aziz olarak konmuş sonra Elaziz olmuş. 17/12/1937 yılında ulu önder ATATÜRK'ün şehri ziyaretinden sonra ( bu tarih yıllardır ilimizde ATATÜRK'ün şehrimize gelişi olarak törenlerle kutlanmaktadır) 18-12-1937 tarihli icra vekilleri ( bu günkü Bakanlar kurulu) kararıyla Elazığ olarak değiştirilmiş olup, Anadolu'da düşman ayağının girmediği nadir illerimizden birisi olarak kalmıştır.
Şehrin oluşumundan önce Harput'un güney doğusunda bulunan Hüseynik köyü ve çevresinde askeri karargahların bulunduğunu İshak Sunguroğlu yazdığı ''Harput yollarında'' adlı kitabında belirtmiştir. Dört ciltlik eserin I. Çilt 152. sayfasında 1635 yılında sultan Murat'ın Tebrizi fethinden dönerken Mollakentinde bir gece kalıp Ahmet Peykeri'yi ziyaretinden bir gün sonra Hüseynik ve mezre arasında bulunan Deve gölü yakınında kurulu olan askeri karargahı ziyaret ettiği burada dört gün kaldığı ayrıca oradan Harput'a giderek Acemistandan getirdiği Minber ve bir Acem halısını Ulu Camiye hediye ettiğini belirtmiştir.
1820 yılında Osmanlı ordusu İran seferine giderken içlerinde Özbek asıllı Hacı Mustafa Paşa isimli birisi varmış Harput'tan geçerken Hüseynik köyünü görmüş ve çok beğenmiştir sefer dönüşünde Hüseyniğe gelerek yerleşmiş, şu andaki Ulukent ilkokulunun bulunduğu yere bir konak yaptırmış uzun bir süre burada oturduktan sonra 1850 yılında sako mahalleye gelerek bir dönüm arazi almış ve tek katlı ama büyükçe bir ev yapmıştır çevresini yüksekçe duvarlarla örmüştür o dönemde mahallede birkaç bey konağı dışında fazlaca yerleşimin olmayışı çevresinde sadece askeri alanların var olduğu bilinmektedir. Bu paşanın üçüncü göbekten torunları olan Özbek ailesi mahallede( Beygil diye bilinirler )halen yaşamaktadırlar.
Sivricenin Harbatu köyünden Abezer Dirlik bir Osmanlı binbaşısıyla evlilik yaparak 1880 yılında mahalleye yerleşmiştir 1905 yılında Yemene gönderilen birlikte yer alan ve eşininde katıldığı törenle gönderilen binbaşı Yemendeki Huş bölgesinde şehit olmuştur, Abezer Hanım'ın yeğenleri olan Seçkin ailesi halen mahallede yaşamlarını sürdürmekteler.
SAKO MAHALLESİ KIRMIZI KONAK
Osmanlı ordusunda yüzbaşı olan Hasan Çelik 1903 yılında Elazığ'a atanmış ve mahalleden Sülbiye Hanım'la evlenerek yerleşmiş ve mahallede ilk defa üç katlı bir ev yaptırmıştır. Oğlu Cemil Çelik'te baba mesleğini seçmiş yüzbaşı olarak altmış ihtilaline katılmış daha sonra binbaşı olarak emekli edilmiştir. Ailesi halen mahalledeki evlerinde yaşamaktadırlar.
Buradan da anlaşıldığı gibi o dönemde askeri alanların bulunduğu bölgenin bu günkü Sako Mahallesi olduğu ortaya çıkar. Ayrıca bir zamanlar mahallede'' Kırmızı Konak'' olarak bilinen büyük bir askeri karargah binasının varlığı bilinmektedir. Bu
bina uzun yıllar Askeri Karargah ve Tutuk Evi olarak'ta kullanılmıştır 1925 yılında Şeyh Sait isyanınına katılanların bu binayı ele geçirdikleri ancak binbaşı Rasim Bey kumandasında bir askeri ve sivil gruba mahalle halkınında katılmasıyla konağa girenler buradan çıkarılmıştır,( Harput yollarında eserinin I.çilt 231 sayfasında belirtilmiştir), Ayrıca bu olayı bizzat yaşayan ve mahallenin şu andaki en yaşlı üyesi olan (1908 doğumlu) 98 yaşındaki Hüseyin Kuran bu saldırı sırasında Gırnatacı Şükrünün de askeri marşlar çalarak isyancıları korkuttuğunu, kaçan isyancıların arkasından mahalle halkınında ateş ettiğini anlatmıştır.Bu binanın sonradan büyük bir patlama sonucunda yandığı bilinmektedir.
Yaptığım araştırmada 1925 yılında Şeyh Sait isyanına katılanların sonradan yakalanarak bu binada tutulup sorgulandığı ve haps edildiği mahallenin yaşlıları tarafından doğrulanmıştır. Yine uzun yıllar bir ast Subay(Gedikli ) okulunun da mahallede olduğu , şu anda Ordu Evinin bulunduğu bölgede Yemene asker gönderilerek türkülere konu olan redif kışlasının ve bir süvari bölüğünün mahallede olduğu ,bu kışlaların 1838 yılında Vali Mehmet Reşit Paşa tarafından kurdurulduğu bilinmektedir, daha sonraları ağır bakım silah fabrikasının kurulması ve askeri lojmanların burada yapılması,askerlik şubesinin burada kurulması yine Deve Gölü civarında askeri depolar olduğu , mahallenin batıdan giriş kısmında yani şu andaki Ordu Evinin üst giriş kapısının bulunduğu yerde bir süvari birliğinin de var olduğunu biliyoruz, Özellikle katana tipi atların bulunduğu birlik 1961 yılına kadar mahallede kalmıştır, Altmışlı yıllarda bu birlik her gün süvarileriyle birlikte sabah sporu olarak mahallenin içerisinden rahvan bir yürüyüşle Hüseynik köyüne kadar gider döner, mahalle halkı bunu ilgiyle izlerdi. Çocukluğumda bu bölüğü her sabah izlerdim, kısaca mahalle oluşmaya başladığında buraların askeri alan olduğu ortaya çıkmaktadır.
|
demlik, Elamı, Kekan, Güneyça- yırı, Hamedi köylerinden çok sayıda göç almıştır daha sonraları ise Palu, Pertek ve diğer ilçelerden gelerek yerleşenlerin çok olduğu, ancak Keban Barajının yapıl- masıyla da çok sayıda göç aldığı bilinmektedir.
Elazığ kenti oluşurken insanlar özellikle kendi köy ve kasabalarının yoluna yakın mahal- leleri tercih ettiklerini görüyoruz, Sako mahallede bundanetkile- nerek sadece şehrin doğusundan gelenler tarafından tercih edilmiş, yerleşim yerini seçerken kendi
Hüseyin KURAN, Ahmet BULUT, Hüseyin DOĞAN
kültüründen gelen ailelerin bulun-
duğu yerlere yerleşmeye çalışmışlardır, bu nedenle sako mahalle'de Harput ve köylerinden gelenler tarafın- dan oluşturulmuş olup engin Harput kültürü uzun yıllar bu- rada yaşatılmıştır, yaşam tarzlarına,kıyafetlerine yap- mış oldukları evlerin tipine bakarak Harput'un bir deva- mının olduğunu söylemek mümkündür. Evler tek ve iki katlı cumbalı, orta sofalı, bahçeli oluşunun yanı sıra kerpiçten yapılmış dış duvar- ları, iki anaç bir kuzu, iç duvarları bir anaç bir kuzu olarak örülmüş, (Bakınız evler ) ayrıca mahalle büyü- meye başlayınca,bahçeli ni- zamdan bitişik nizama geçil- miş dar ve taş döşeli sokakları ile küçük bir Harput kentinin benzeri olmuştur, evler birbiri ardına yapılmış nüfus art- maya başlamış zaman içeri- sinde şehrin en büyük ve en güzel mahallesi oluşmuştur
|
Mahallenin kuruluşu dikkate alınırsa Harput ve köylerinden gelen insanlardan oluştuğu görülür, Bu da burada Harput kültürünün yaşandığı ve yaşatılarak gelecek nesillere aktarıldığının bir kanıtı olmuştur.Kısaca Sako mahallesi yıllarca tam bir Harput kültürü ile yaşamını sürdüren önemli bir mahalle olmuştur, bu köklü kültürün tüm folklorik özelliklerini günlük yaşantıda görmek mümkün, Böylesine muhteşem bir kültüre sahip yöre insanlarının ortaya koyduğu hayat tarzı da son derece zengindir.
Bu mahalle değişik ortamlardan gelen insanlardan oluşmasına rağmen, tıpkı ''Yukarı Şehir''de olduğu gibi barış,saygı,sevgi ve kardeşlik duygularını öne çıkararak uzun yıllar mutlu yaşamlarını sürdürmüşlerdir, ayrıca değişik etnik köken ve mezhep ten olan insanların bir araya gelerek kurdukları mahallede mutlu yaşantılarıyla dünyaya önemli mesajlar verilmiştir. Mahallede yaşayan birkaç ermeni ve süryani ailenin bayramlarına ve özel günlerine saygı gösterip onların bu duygularına ortak olmuşlardır. Alevi ve sunni aileler kaynaşarak yaşam tarzlarını ve duygularını paylaşmışlardır, örneğin nisan ayında ermeni ve süryaniler tarafından kutlanan paskalya ( kızıl yumurta) bayramında yağmurun yağması onları mutlu ettiği bilindiğinden hep birlikte yağmur yağmasını dilemişlerdir.
İmecenin, yardımlaşmanın,paylaşmanın en üst düzeyde yaşatıldığı, komşuların birbirlerini sahiplendiği iyi ve kötü günlerinde destek oldukları, milli heyecanlarda ortak düşüncede olduklarını her ortamda ortaya koyup, ülkemizdeki sosyal ve teknolojik gelişmeleri de göz ucuyla takip ederek, ayak uydurmaya çalışmışlardır. Mahallede zengin ve variyetli aileler olmasına karşın genelde bağmancılık yapan, yani yazın köylerine giderek meyve sebze yetiştirip satarak geçimlerini zar zor sağlayan insanlar, zanatkarlar, ustalar esnaflar ve günlük çalışanların çoğunlukta olduğu bilinmektedir.
UNUTULMAYAN MAHALLE SAKO KİTABINDAN AHMET BULUT