1860 yılında Çemişgezek’te doğan Nüzhet Dede, Saraçzâde İsmail Hakkı Efendi’nin oğludur. Bir süre mahalle mektebinde okuyan Nüzhet Dede’nin medrese tahsili yoktur. Ancak zekâ kıvraklığı ve kuvvetli hafızası sayesinde kendisini yetiştirmiş, bir bilge kişidir. Bu cevval ve bilge kişiliği O’nun Ergani meb’usu olarak meclise girmesini sağlamıştır. Gerek Elazığ ve gerekse ülkede yaşanan bir takım yanlışlıkları hicvetmesi yönüyle tanındı. Şairin hayatı, edebi kişiliği ve şiirleri ile ilgili Kağan Gökalp, bir yüksek lisans çalışması yapmıştır.
Tam bir rint ve mutasavvıf edası ile tasavvufun inceliklerini ve derin tefekkür dünyasını şiirlerinde dile getirmiştir. Özellikle tasavvufun vahdet-i vücud, devir, tecelli, fena-beka gibi düsturlarını şiirlerinde mükemmelen işlemiştir. Nüzhet Dede’nin, Yunus, Nesîmî, Niyazi-i Mısrî vb. büyük mutasavvıf şairler gibi coşkun ve serbest söyleyişleri vardır.
1
Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Bir yeşil kandîl içinde dürr-i yek-tâ olmuşuz
Bir serîr-i sadr-ı pâka nokta-i bâ olmuşuz
Kimseyi incitmemek incinmemekdir şânımız
Biz bu halk-ı âleme şefkatli baba olmuşuz
İrticâlî dehre bak kim hâke verdik
nev-hayât
Hazreti Âdemden evvel zevc-i Havvâ olmuşuz
Zerreyiz zâhirde ammâ katreyiz her dîdede
Cûş edip ol katreden biz ayn-ı
deryâ olmuşuz
Âlem-i lâhûta çıkdım seyr eder sırrım benim
Kimse görmez müşterî burcunda yağma olmuşuz
Lafz-ı künden hâsıl olmuş şey değil mâhiyyetim
Gerçi sûret âleminde habs-i gayyâ olmuşuz
Ârif ol da illet-i gâ’iyye-i eşyâyı bul
Zâhidâ biz kûh-ı Kâf üstünde Ankâ olmuşuz
Zerre zerre her hurûfâtın bu gün mihrâbıyız
Katre katre gizli zâhir bir mu’ammâ olmuşuz
Mahrem olduk râzdân-ı bezm-i ‘ev ednâ’ya biz
Mâh-ı ‘sübhâne’llezi isrâ’ya hem-tâ olmuşuz
Her cihetden Hakkı tenzîh eylemek mümkün değil
Hak-perestiz Hak ile her yerde
peydâ olmuşuz
Ferd-i câmi’dir vücûdum cümlemiz yek-dâneyiz
Nüzhetâ biz sümme vechu’llahı bînâ olmuşuz
2
Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fa’ûlün
Ben sûfi-i dil-mürdeye dünyâda karışmam
Dünyâda değil âlem-i ukbâda karışmam
Mey-hânede meyler çekerim yan gelirim hoş
Âbidler ile halka-i irşâda karışmam
Çok mahfil-i ülfetlere külfetlere girmem
Böyle gezerim bir ser-i âzâde karışmam
Âlim değilim mâziyi müstakbeli bilmem
Hâl ehli olup zümre-i zühhâda karışmam
Âteşlere yansam da cehennemlere girsem
Nüzhet gene bu hikmet-i üstâda karışmam
3
Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fa’ûlün
Bir meyle olup Âdem u Havvâ’sı da sarhoş
Ol câm ile İblîsi de iğvâsı da sarhoş
Mest-i ezelîdir ki döner başı semânın
Arşın bile tâ kubbesinin tâsı da sarhoş
Çekmiş nice bin şems u kamer necm-i piyâle
Hep sâbit ü seyyâr u süreyyâsı da sarhoş
Zerrât-ı cihân birbirine âşık u ma’şûk
Zerrâtı değil Kâf’ı da Ankâ’sı da sarhoş
Ol bâde idi çarhı bütün şevka getirdi
Bu şevk ile dünyâsı da ukbâsı da sarhoş
Ol cür’a idi eyledi Mecnûn’u melâmet
Bir Kays değil âkil ü Leylâ’sı da sarhoş
İzhâr eden ol cür’a idi kenz-i hafâyı
Olsa n’ola suğrâsı da kübrâsı da sarhoş
Kâdıları vâ’izleri müftüleri hayrân
Seccâde vü tesbîhi de fetvâsı da sarhoş
Evrâdı ki ağzında anın “Kâlehü ye’kûl”
Ol tâ’ifenin câhil ü dânâsı da sarhoş
Hep nârı da envârı da esrârı da baygın
Mûsâ’sı da Dâvûd’u da İsâ’sı da sarhoş
Mahmûr olarak kusdu Süleymân’ı da âhir
Âsafları hem mühr ü mu’allâsı da sarhoş
Ben hastalığım hikmet-i Lokmân’a değişmem
Ol der-be-derin hikmet-i eczâsı da sarhoş
Gelmiş dolanır şâh u gedâsı heme sersem
Gitmiş nice İskender ü Dârâ’sı da sarhoş
Bir nutfe içinde nice bir kâfile mahmûr
Her kâfilenin noktası imlâsı da sarhoş
Aldanma gönül ‘lâ’sına ‘illâ’sına dehrin
Evrâdı da ezkârı da esmâsı da sarhoş
İmânımızın sâgarıdır küfr ü kemiyyet
İşbu nüketin sırrı mu’ammâsı da sarhoş
Bu meygedenin bûy-ı ıtırnâkine karşı
Cennetde biten nergis-i şehlâsı da sarhoş
Sâkî kadehin ismine ‘kün’ lafzını verdi
Bak hâk ü yel ü âteş ü deryâsı da sarhoş
Memnûn bütün meclis mey-hânecisinden
Her dâ’irenin zîri de bâlâsı da sarhoş
Bilmem ne olur âhiri bu cereyânın
İnsânı da hayvânı da eşyâsı da sarhoş
Nazmımla beni taşlama ey zâhid-i hod-bîn
Hoş gör ki anın lafzı da ma’nâsı da sarhoş
Yanıp yakılıp durma harâretle şarâb iç
Mâdâm ki peygamber ü mevlâsı da sarhoş
Senden sana mi’râc edegör Nüzhet
Bu ma’rekenin ‘Leyle-i isrâ’sı da sarhoş
Buldum hum-ı cebr içre bu da’vâ-yı sakîmi
Bak Nüzhet’in eş’ârı da da’vâsı da sarhoş